Cumartesi

The Wall

--Merhaba.
.
.
.
--Ben susarım, aldırma, sen konuş.
.
.
--Her sütun ayrı mı? Bir bütün müsünüz?
.
.
--Pardon, neyse... Hepinize ayrı ayrı merhaba diyemeyeceğim. Yakınımda sen varsın.
Gözlerin nerede yada ağzın; kulakların var mı?
.
.
.
--Biraz yüksek sesle söyler misin bende duyamıyorum.
.
.
--Yalnız değilim.
Şarkı söylesem dinler misin, şiir okusam, kitap okusam sana...
Ne çok şey gördün, duydun.
İyi ki ağzın yok diyorum bazen
Yada gözlerin yok ne bilim kulakların.
.
.
--Seviyorum diyorum bazen, az biliyorum.
Yüksek sesle söylüyorum,duymuyor.
.
.
--Sen sevdin mi hiç? Biliyor musun?
Sevip söyleye biliyor musun?
Susup sevebiliyor musun, sevişebiliyor musun?
.
.
--Bak şarkıyı duyuyor musun,
Güzel bir gün olur mu bugün ne diyorsun.
.
.
--Bak bir derdim var diyor şimdi de .
Bin derdin var belkide, tutuyorsun içinde.
Sussan nereye kadar, sussam neye yarar.
.
.
--Konuşuyorum ya işte.
Esir etmeyeyim seni kendime
Muhabbeti bağlaya-mayacağız seninle biz bu gece.
Uyuyalım.
Konuşuruz yine başka bir gece.

Pazar

peçete yazısı

Öylece karşımda dur,
Müdahale et zihnime. Sana doğru olanları vur.
             biz söz vermedik geleceğe.
Sersemdim,
                     çok inceydim zihnince...
Bilsen fikrimi,
       cesaret bile edemezdin sevmeye.

                                           

Cumartesi

Aşık

Geçerken dikkat et hayatımdan
Basma çok ortada duran damarıma
Bozuluyor ekranım sonra
Bağırıyorum sağa sola

Uzanırken çıplak ol yanımda
Elini sıkıştırma bacaklarının arasına
Dön, sar beni aşıkca
Aramayım, yüzünü karanlıkta

Çıkarken kapıyı çek
Uzanamayacağım buradan
Yada daha dur gitme
Şu rakıdan bir yudum daha çek

Sen hep salı gelirsin bana
Lütfen, bu perşembe de uğra
Bahanelerin var biliyorum ama
Hiç olmazsa penceremden el salla

Cinayet sonrası otopsi. iki

Güçsüzdü, inandığı şey tanrıda değildi. Taşlarını sağa sola dağıtır ortada kalana tapardı. Vokalinin bıyıklı olduğu bir rock grubunu dinlerdi. Beraber söylerlerdi. 
Yarın buluşacağız, yarın beraber olacağız. 
Bebeğim! 
Tıpkı dün ve önceki günler gibi, sevişeceğiz. 
Bebeğim! 
Tenim teninde eriyecek, 
Birlikte söyleyeceğiz. 
Seni seviyorum! 
Seni seviyorum! 
Kristal bir kanatla uçacağım yanına, 
Günahsız olacağım ve beraber söyleyeceğiz. 
Seni seviyorum! 
Seni seviyorum! 

Söyleyerek ilerledi tekrar küvete. Sabırlı ol geliyorum!

Pazar

Yüksek düşler


 Başımız hep önde ilerlerdik yakmasın diye güneş yüzlerimizi, hep gitmek isterdikte gidemezdik ileriye kaldırmaktan korktuğumuzdan başımızı. Korktuğumuz güneş değildi,  korktuğumuz ilerisiydi  ilk o zaman tuttum sıkısıkıya birisin ellerini sevgiden değildi.  İleriye bakmak cesaret mi ister? Ne korkutur ki ileriye baktığımızda bizi? Gördüğümüz ağaç,çiçek, güneş değil miydi? Değildi! Attığımız her adım gelecekti, attığımız her adım geçmiştendi, attığımız her adımda dökerek gidiyorduk hayatlarımızı. 



TANIK



Çok çirkindim,
kendim için yapacak hiç birşeyim yoktu.
Bende; dokunduğum herşeyi güzelleştirmeye karar verdim...