Gücüm yettiğince ileriye taşıyorum bedenimi. Eklem ağrıları,
sevda çığlıkları, hayat kıstırmaları arasında ilerliyorum.
Güneş alsın diye
dışarılara vuruyorum kendimi, her bir düşüncem buz kestiriyor, donup kalıyorum
olduğum yerde.
Yerin kulağı var derler, yer çok şey duyar-yaşar, söylemez
yer; acıları, ızdırapları.
Berbat bir
görüntüm var kaybetmişliğin ardında saklanan, insanların bakışı çivi gibi
saplanıyor suratıma, rahat seyretsinler diye kapatıyorum gözlerimi.
Ah ne mutlu insanlar ne umarsız koşturuyorlar
ardınsıra.