Cumartesi

Harflerde kendi içinde bölünür

Uzun bir cümleyim şimdi hiç bir virgül beni bölemez. çok düz soluksuz bir konuşma olacak. Söylenenleri küçük çocuklar ağzına alamayacak. Her bir mısraya içki ısmarlayacağım dönecekler, dolaşacaklar, karışacaklar, savaşacaklar aralarında... galip gelenler yargıya gitmeden söylenecekler... ayrılığımızı orta afrika açlık grevi ile kutladı, bir lokma girmedi ağızlarına ben zafer dedim sense kader. şimdi birleşir bütün avrupa bir ağızdan bize çokça küfür eder mitingler gösteriler hep bizi söyler bende bir milletim şimdi içimdeki kinle, tarih kitapları yazmayacak sana saldırışlarımı sokak köpekleri fahişeleri sokak aralarına sıkıştırdığı vakite yakın olur saldırışım...

Cinayet sonrası otopsi

Oturduğu yerden yanındaki masadan yardım alarak kalktı. Avuçlarını birbirine sürttü üşür gibi. Üşümüyordu ama üşümek istiyordu. Dağılan saçlarını iki eliyle toparlayıp başının arkasına saldı. Rahatsız oldu bu durumdan da masanın üzerinde duran paket lastiği ile saçlarını bağladı. Mutfağa doğru yürüdü yürürken arkasına baktı masanın üzerinde bardak olduğundan emin olmak istiyordu. Tezgâhın üzerinde duran iki rakı şişesinden yarıma yakın olanı aldı. Dışarı çıkamama durumuna karşın yedek almıştı diğer şişeyi. İçeri geçti az önce kalktığı masanın yanında duran koltuğa yerleştirdi kıçını. Kıçını yerleştirirken bardağa uzandı elinde duran şişeden biraz rakı doldurdu içine. Şişeyi masaya bıraktı bardak elinde kaldı bir süre bardağı izledi sonra içmeye karar verdi. Bir dikişte neredeyse bardağın tamamını bitirmişti kalan kısmını bitirmek için yudumlaması yetti. Alelacele bir hareketle şişeye doğruldu tekrar bu sefer çok hızlı şekilde doldurdu bardağı şişeyi masaya bırakmadı sağ elinde tuttu bardak sol elindeydi bir seferde bitirmek istediği için yarım doldurmuştu bu sefer bardağı ağzına götürdü ve bir dikişte bitirdi. Kolunla ağzını sildi derin bir nefes aldı. Ayağa kalktı. Banyoya doğru ilerledi kapının ucundan cansız duran sevgilisine baktı. Bir yolunu bulup onu saklamalıydı…

Pazar

Can spazmı


“Beni anladın mı” diye sormaktan vazgeçiyorum artık. Her seferinde başını sallıyorsun, anlamsız! Kelimeler bekliyorum senden,  cümle kurmak henüz çabalama. Kelimeler yeter şuan bize ikiye böldüğümüzde. Yeraltından takip ediyorum seni, gözlerim açık ama karanlık. Kurtuluş gününe kaç gün kaldı diye hesaplamaktan vazgeç artık, kurtuluş olmayacak tenler birleşmeden.  Kurtuluş olmayacak Beethoven 10. Senfonisinin başında olmadan. Rüyandaki gizem, uyandıktan sonra daha ne kadar devam eder?