Cumartesi

Gezi

İlk seviştiğim kişi ile gezi parkında tanıştım,
İkincisiyle de öyle,
Üçüncü ve
Dördüncü...
Beşinciyle bir barda tanıştım.
Ve gidip orada seviştim. Gece yarısı.
Bu yıkım, sevişmeme müdahale hareketiydi,
Biliyordum.
O yüzden oradaydım.

Gündüzleri korkmuştur, dönmez yüzünü güne.
Geceleri hep çevirir yüzünü hüzne.
Çıkamaz oyundan parmak prensi olmadan.
Güzeli, çirkini ayırt edemez zihni
Sevmez ama ister bir erkeği...

-"İyi akşamlar efendim, ben telefonunuzu bir arkadaşımdan aldım, belki bu gece başbaşa bir yemek ve ardından çılgınca bir.."
-"Şu an cinsel kimliğimi bir yakınıma ödünç verdim, iade ettikten sonra belki.."

Pazartesi

Bir şarap ile sarhoş olur da insan,
Bir öpücük ile hasretliği gideremez.
                                 sevişelim mi?

Cumartesi



“bilinçaltım kan şekerimden düşük çıktığı sürece, sevişemeyeceğiz seninle” diyerek başladı söze telefonda. Yatay olarak kestiği bileklerinden kan damlarken yanağına. Karşı koltuktan onu seyrediyordum. Bilincim kapalı, gözlerim açıktı. Aldığım fazla ketamin etkisiyle ellerimi dizimin ucunda kavuşturmuş öylece bakıyordum. Derinde Dawid B owie çalıyordu.
Martılar çığlıkla havalandı, çığlıkla telefonu kapattı, bilincim açıldı, gözleri kapandı.
               

Salı

Tırmanalım beraber gökkuşağının merdivenlerini, soluğumuz kesilirse rüzgar itsin bizi ileri...
İçimde büyümeyen bir penis var...

Pazar

Lirik



Önceden kurduğu alarmın sesiyle uyandı. Gözleri ovuşturdu avucuyla kalkmadan, kısa bir süre alarmı neden kurduğunu düşündü. Doğruldu yatmış olduğu koltuktan, sehpanın üzerinde duran soğumuş kahvesinden birkaç yudum aldı. Kalkıp banyoya gitti aynaya baktı yorgun gözleriyle ellerini lavabonun üzerine dayayıp. Yine düşündü bir süre duş alıp almamak konusunda. Koltuğunun altını kokladı, yüzünü ekşitti. Duş kabine uzanıp sıcak suyu açtı, sonra vazgeçti sıcak suyu kapatıp soğuk suyu açtı. Kabine girdi üzerinde bir şey yoktu zaten, elbise giymeyi sevmiyordu. Vücudunu ıslattı, ayaklarını en son başından aşağıya tuttu fıskiyeyi. Derin nefes alıp veriyordu eline çabucak şampuanı geçirdi avucuna döktü ve saçını yıkamaya başladı. Saçından köpüğü arındırdıktan sonra vücudunu sabunladı, durulandı ve çıktı duştan. Havluyu sardı beline, saçlarına. Odaya geçti kurulanıp üstüne daha önceden seçtiği pantolonu ve tişörtü geçirdi. Çorap giymedi, çorap giymeyi sevmezdi. İç çamaşırını koyu renk seçti, hep koyu renk seçerdi.
Kapının üzerinde duran anahtarları alıp cebine koydu. Geri dönüp sehpanın üzerinde duran telefonunu, birkaç lirayı cebine koydu, saate baktı 22:40 ı gösteriyordu. Ayakkabılarını giydi, kapıyı açtı evin karanlığıyla vedalaşarak kapıyı çekti. Beyoğlu’na gitmek için yola koyuldu.
Selim ile BARFLY adlı barda buluşacaklardı. Hiçbir yere uğramadan direk bara gitti. Konuştukları gibi üst kata çıktı soldan 3. masaya baktı Selim gelmemişti henüz, sandalyeyi çekti ve yüzü merdivenlere bakar şekilde oturdu, kendisine doğru gelen garson kendine ulaşmadan “bira” diye bağırdı “bir büyük bira”
Selim geldi bira ile beraber, oda istedi aynısından. Eskiden tanışıyorlardı, bir sergide aynı tabloyu incelemeye koyulmuşlardı bir saat boyunca “Mexico Frida Kahlo  1949 Diego y yo” olarak imzalanmış tabloya bakıyordu her ikisi de.  Selim konuşmuştu ilk  –Gözyaşları, neden? Lirik dalgınlıktan sorunun kendine sorulduğunu fark etmemişti. Karşısına geçti Selim –Gözyaşları, neden? Lirik şaşırmıştı –Üzgün olduğu için diyerek cevapladı gözlerini tablodan ayırmadan.  –Neden üç gözlü Diego? Diye sordu Lirik de –Üzüldüğünü bir tek Diego görüyor. Dedi. Birbirlerine baktılar, birbirlerinin gözünün içine aktılar.  Birbirlerine gülümsediler, Frida’ya üzüldüler. Lirik elini tabloya uzattı gözyaşına dokundu Frida’nın. Birlikte yürüdüler, yine Selim konuştu önce –Selim ben dedi. –Lirik dedi. Sustular. Önümüzdeki 5 yıl boyunca hep konuşacaklardı. Kapıdan çıkarken bu sefer Lirik konuştu –Bir şeyler içmek ister misin benimle. –Olur dedi. BARFLY’a gidelim dedi. Gittiler.
O günden bu yana hep aynı barda buluştular. İlk birbirlerinin avuçlarını hissettikler yer şimdi son kez hissettikleri yer olacaktı.
Selim’in birası geldi. Aynı anda kaldırdılar bardakları bir yudum aldı Selim, Lirik soluksuz yarıladı bardağı.  
–Bu sabah mı çıkıyorsun yola?
–Evet.
 –Bende kalmak ister misin?
–Olmaz.
Gözlerini ayırdı Selimden başı öne düştü. Birasını içmek için tekrar kaldırdı başını. Selim kapalı bir zarf bıraktı masanın üstüne, aldırış etmedi Lirik, birasını içti.
–Vedalar en zorudur.
–Bilirim.
Selim birasını bitirdi, bitirir gibi ömrünü Lirik’in. Elini uzattı gözyaşına dokundu.
–Üzülme.
–Olur.
Masadan kalktı ardına bakmadı, Lirik arkasından bakmadı, birasına baktı, kaldırdı kafasını dönen pervaneye baktı. Garsona baktı. “bir bira daha” diye bağırdı.
Dört bir içti masadan kalkmadan.
to be continued

Çarşamba

Hırçın yaz



Hırçın bir yazdı. Hırçındık bizde
Bizim alışkanlıklarımız vardı bahardan kalma
Elimizde olsa baharda kalırdık
Biz kalırdık bahar giderdi
Küserdi bahar bize
Saçlarına topladığım her papatyaya sebep
Hırçın bir yaz
Papatyasız, sevgisiz
Yaz bahara arkadaş, biz ortancayla
Ortancalara dokunmazdık, papatyaları toparlardık
Bahar en çok papatyaları sever,
Yaz baharı, yaz öfkeli
Yaz hırçındı
Hele bir yakalasa boğazımıza yapışırdı.
Ortancalarla oturup, rakı içerdik
Papatyalar başında
Solgun bakarlardı
Bahar bize bakardı.
Yaz hırçındı.
Yazı atlatıp kışa koştuk
Başında papatyaları dökerek.
Ortancalar masada kaldı
Tam atlattık derken yazı
Saçlarından yakaldı
Dedim ya. Yaz hırçındı.
Ben kaçtım sen kaldın
Ortancalar masada.

Pazar

Toplum ve insan

Önemli olan güzel yada çirkin olmakda değil kendini topluma kazandırmakta. Aslında burada parantez açmak gerekir güzellik ve çirkinlikte göreceli bir kavramdır. "Yüz güzelliği, kıç güzelliği, ayak, meme, bel, el" herşeyden etkilenebiliyor insan birbirinden. Benim burada bahsettiğim konu insanların bir şekilde kendilerini topluma kabul ettirmeleridir. Eğer güzel değilsen tırnak içinden bahsettiklerimden, topluma kendini kabul ettirmek biraz zordur. Bunun için öncelikle ruh güzelliğine ihtiyacın vardır. Herkese iyi görünmeli, gülümsemeli herkesle iyi anlaşmalısın şöyle de tarif edilebilir milletin kıçını yalamalısın. Diğer bir seçenek bu kesinlikle zor olandır fikirlerinle bir birey olabilmek toplumda, bir düşünce aşılayabilirsen insanlara kabullendirmiş olursun kendinden ve sıfatından çok insanlar fikirlerinle ilgilenmeye başlarlar ki bu olağan üstü bir başarıdır. Toplum içerisinde bir fikriniz yoksa, güzel değilseniz estetik merkezlerinin yolunu tutarsınız ki eğer buna imkanınız varsa. Yada birçok kişi gibi  soğuk bira içtiğinizden, kahve, sıcak çikolata içtiğinizden, nerelerde gezdiğinizden, hangi markaları satın aldığınızdan, gittiğniz konserlerden, evinizde verdiğiniz partilerden bahsedersiniz. Bu size mutluluk verir. Öyle işte.
Fark ettim ki unutmak en berbatı, ya tekrar karşılaşır da seversem o beddahı.

Çarşamba

Başlıksız

Bir kitapda altı çizili cümle gibiyim,
gide gele ezberlediğin...
Bir gün ezberleyecek, gelmeyeceksin.

Pazar

Peçete yazısı

      Ağzımda hâlâ ucuz şarabın kekremsiliği, aradan kaç gün geçti bir fikrim yok. Zihnim bedenime bir okyanus kadar uzak. Çabaladığım açmaya çalıştığım kalbim. Gereksiz yatak sohbetleri motive ediyor insanı. Bedenim içinde dolaşan sır, bedenimde dolaşan kandan daha hızlı ilerliyor her bir hücreme zarar vererek. Birileri geliyor ruhlar üflüyor içime, kendi içlerinde yetiştirdikleri. Geliyor, gidiyorlar, giriyolar, çıkıyorlar içime.