Ölüler evindeyim! Soluğum kesiliyor zihnim düşük kalıyor. Kardan adama taş atan çocuklara çıkışıyorum. Dışarıda bir yaşam, adımımı atmaya korkuyorum. Birden Ademin, Havva’nın elmacık kemiğinden aldığı şehvetli ısırıklar geliyor aklıma, tutmuş mudur Havva da Adem’in küreğini acaba. Kuzgunun, larus olma sevdası kadar acıtıyor içimi, güneşin karanlığa inat yükselişi. İçimde hazmedemediğim aşkların ıstırapları ile kıvranıyorum. Ölüler evindeyim! Herkes susuyor, gözleri kocaman, ağızları açık, dilleri uzun. “Suda yan ateşte boğul “ diye sesleniyor aralarından pis moruğun teki…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder